Unbenanntes Dokument
 
Unbenanntes Dokument
karoglandesign
Unbenanntes Dokument
Sayfamiza En Son Eklenenen Yenilikler

!!...Arapca-Yazili-3D-Garfikler-Yeni Cok Güzel 12 paket Dini masaüstü Resimleri Paketleri eklendi- Photoshop icin Yeni arapca caligraphic burshes eklendi-Yeni E-Kitaplar eklendi-Png cercevler paketi eklendi-Mihalism resim upload scripti eklendi- 3adet toplist scripti eklenmdi-mysql dumper scripti eklendi-Yeni programlar eklendi-yeni Scriptler Eklendi-40Hadisde ve 40Ayette iyilik bölümü acildi -Yeni web Button paketleri eklendi - Gold ve , metalic efektli islami resimler eklendi- Animasyonlu Dönen Küpler eklendi hem resimler bölümüne hem downloaden bölümüne eklendi-Caligraphic arapca yazi yazmak icin photosop brushlar downloaden 17ci sayfada eklendi-Caner Taslaman kitaplari külliyati eklendi-Emre Dorman külliyati eklendi-Tuerkiye-Atatuerk-Bayrak-harita-yildiz-cami-Fircalari eklendi..!!

Unbenanntes Dokument

NAMAZ VAKITLERI

 

DiGER VAAZLAR

Karoglanin yazili ve sesli vaazlarinin bazilari burada

VAAZLAR

 

VAAZ - VIDEOLARI

Karoglanin Youtubedeki vaazlarinin tamaminI Buradan

seyredebilirsiniz

BURADAN

KISA RiSALELER

BURADAN

Tarikatı-Raşidi

BURADAN

 

TASAVVUF DERSLERi

Tasavvuf Dersleri Bölümü Actik

Sofiik Adabi, Zikir, Nefsin Halleri, Vahdeti Vücud Nedir? Letaifler Nedir? ilmelyakin,aynelyakin,hakkalyakin Nedir, ve Daha bircok konuyu acikliyoruz

BURADAN

40Hadisde ve 40Ayette iyilik

BURADAN

DUALAR

BURAYA TIKLA

SÖZLER

Karoglan Sözleri Özdeyişleri

BURADAN

GENEL BiLGiLER

Önemli Genel Kültür Bilgileri Bölümü actik Bölüme buradan ulaşabilirsiniz

BURADAN

ARAPCA KLAVYE

 

 

ONLINE FOTO EDITÖR

Photshop gibi Online Program ile Fotograflarinizi Editleyebilir yeni grafikler yapabilir, Flatcaast Temalar yapabilirsiniz

ONLINE - CANLI CANLI - BÖLÜMÜ

OnlinE olarak TRT Haberlerine,Hava Durumuna,Döviz Kurlarina Bakabilir,online simli bannerler yapabilir,3d yazilar yazabiliriniz, online byte converter

Online-Flash-Widgetler

3D - BAYRAK GIFLERI

3D - ATATÜRK GIFLERI

Bu ve onlarcasi

BURADAN

ETKiNLiKLERiMiZ

Peygamberimiz Buyurdularki Birbirinize Temiz agiz ile Dua edin. Bizde Sayfamizi ziyaret edenlere ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmislerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tikla, ya sende oku yada okunmus Yasinlerden Nasibini Al

BURADAN

KADRANIMDAKiLER

Karoglanin Fotoğraf Makinesinin Kadranına Giren Resimler

BURADAN

RADYO KAROGLAN

RADYO KAROGLAN YAYINDA

Butona TIKLA ve

FLASH PLAYERDEN DiNLE

Butona TIKLA ve

MEDIA PLAYERDEN DiNLE

REKLAMLAR

SAYAC

Besucherzaehler

islami Buttonlar

BURADAN

3D - PNG

Alllah ve Muhammed

Yazilari

BURADAN

 

Hadisi Serif

Peygamber Efendimiz

(S.A.V.)

buyurdular:

"Allâhü Teâlâ yeryüzünde

akıldan daha az hiçbir şey

yaratmamıştır."

(Kenzü 'l-Ummâl)

Diger Hadisleri OKU

BURADAN

 

AYNEL YAKiN

 

ONLINE KURAN ÖGREN

Kuran dersi icin TIKLA

 

TOPLISTLER-2








Hadisler1

karoglandesign

HADiSLER

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: عَلِّمُوا وَلَا تُعَنِّفُوا ، فَاِنَّ الْمُعَلِّمَ خَيْرٌ مِنَ الْمُعَنِّفِ. (هب)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“İlim öğretiniz, fakat sert davranmayınız. Muhakkak yumuşak huylu muallim (hoca) sert davranandan daha hayırlıdır.”

(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ ، وَالزُّهْدُ غِنَاءُ الْاَبَدِ. (فر

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Sabır, sıkıntıdan kurtulmanın, ferahlığa kavuşmanın anahtarıdır. Zühd (dünyaya rağbet etmemek) ebedî zenginliktir.”

(Hadîs-i Şerîf, Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَوَّلُ خَصْمَيْنِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ جَارَانِ.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kıyâmet günü, birbirine dâvâcı olacakların ilki, (birbirinin hakkına riâyet etmeyen) komşulardır.”

(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Abdestli olarak uyuyan, gündüzleri oruçlu, geceleri de ibâdetle geçiren gibidir.”

(Hadîs-i Şerîf, Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Arkadaşlık eden iki kişiden Allâh’a daha sevimli olanı, arkadaşına karşı muâmelesi daha şefkatli olandır.

(Hadîs-i Şerîf, İthâfu’s-Sâde)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: سَأَلْتُ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ اَنْ لَا يَجْمَعَ اُمَّتِي عَلَى ضَلَالَةٍ فَاَعْطَانِيهَا.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Ümmetimi dalâlet (sapıklık) üzerinde birleştirmemesi için Allâhü Teâlâ’ya dua ettim. Onu bana verdi; duamı kabul etti.”

(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ صَلَّى الضُّحَى رَكْعَتَيْنِ لَمْ يُكْتَبْ مِنَ الْغَافِلِينَ، وَمَنْ صَلَّى أَرْبَعًا كُتِبَ مِنَ الْعَابِدِينَ، وَمَنْ صَلَّى سِتًّا لَمْ يَلْحَقْهُ ذَلِكَ الْيَوْمَ ذَنْبٌ. (كنز

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kim duhâ (kuşluk) namazını iki rek’at kılarsa, gâfillerden yazılmaz. Kim dört rek’at kılarsa, âbidlerden yazılır. Kim de altı rek’at kılarsa, o günde ona günâh erişmez.”

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)


قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَمَا نَفَعَنِى مَالُ اَحَدٍ قَطُّ مَا نَفَعَنِى مَالُ اَبِى بَكْرٍ.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Ebûbekir’in malının bana verdiği faydayı başka hiç kimsenin malı vermemiştir.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا عَقْلَ كَالتَّدْبِيرِ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

 “(İşlerin âkıbetini, fayda ve zararlarını düşünüp) tedbir almak gibi akıl yoktur.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مِنْ حُسْنِ اِسْلَامِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لَا يَعْنِيهِ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Kişinin mâlâyânîyi (dinine ve dünyâsına faydasız şeyleri) terk etmesi güzel bir İslâm terbiyesine nâiliyetinden dolayıdır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ خَرَجَتْ خَطَايَاهُ مِنْ جَسَدِهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ تَحْتِ أَظْفَارِهِ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Kim sünnetine ve adabına dikkat ederek abdest alırsa, tırnaklarının altındakiler dâhil bedenindeki bütün günahlar çıkar.”

(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Ancak (kâmil) mü’min devamlı abdestli bulunur.”


(Hadis-i Şerif)

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) abdesti bozulmadığı hâlde her namaz için ayrı abdest alırlardı.

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الرَّحْمَةَ لَاتَنْزِلُ عَلَي قَوْمٍ فِيهِمْ قَاطِعُ رَحْمٍ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Allâh’ın rahmeti, içinde sıla-i rahmi (yakın akrabâ ile münâsebeti) kesenlerin bulunduğu bir topluluğa inmez.”

(Hadîs-i Şerîf, Buhârî, el-Edebü’l-Müfred)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

- Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz,diye sordu. Ashâb-ı kirâm,
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir, dediler. Bunun üzerine Resûlullah [sallallahu aleyhivesellem],
- Birinizin, mümin kardeşini hoşlanmayacağı bir şeyle anmasıdır, buyurdu. Oradakilerden biri, Ya benim söylediğim onda varsa,bu da gıybet midir, diye sordu.
- Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış olursun. Şayet söylediğin onda yoksa bir de iftira ettin demektir

(Ebû Davud, Tirmizî, Müslim)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ جَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Allah yolunda cihad eden kimseye cennet vâcib olur.”

(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

مآأمن بىمن بات شبعاناوجاره جآئع إلىجنبه وهويعلم

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Komşusunun aç olarak yattığını bilerek karnını doyuran, Allah’a iman etmiş sayılmaz.”

(Hadis-i Şerif)

وعن أبىهريرة رضي الله عنه أن رسول الله(صعلم)قال:والله لايؤمن،والله لايؤمن،والله لايؤمن.قيل:من يارسول الله؟قال:ألذىلايأمن جاره بوآئقه؟

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

üç defa vallahi mümin olmaz diye buyurması üzerine Ashap:
“Kim o Ya Rasülallah?” diye sordular.
Bunun üzerine Hz Peygamber (SAV):
“Komşusu şerrinden emin olmayan kimseler (zalim komşular) dir.” buyurdu.

(Hadis-i Şerif)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Hz. Cebrâil komşu hakkını gözetmek husûsunda bana o kadar tavsiye etti ki komşularımı bana vâris kılacak zannettim!”

(Hadis-i Şerif)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ قَالَ سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ حُطَّتْ عَنْهُ خَطَايَاهُ وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kim günde yüz defa ‘Sübhânallâhi ve bihamdihî’ derse -deniz köpüğü kadar da olsa- günahları dökülür.”

(Hadîs-i Şerîf, Muvatta, İmâm Mâlik)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لِيَحْجُزْكَ عَنِ النَّاسِ مَا تَعْلَمُ مِنْ نَفْسِكَ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kendi kusurlarını bilmen, insanlardakini görmene mâni olsun.”

(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الْاِسْلَامَ نَظِيفٌ فَتَنَظَّفُوا فَإِنَّهُ لَايَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلَّا نَظِيفٌ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Muhakkak İslam temizdir. Öyleyse siz de (maddeten ve mânen) temizlenin. Zîrâ cennete ancak temizler girer.”

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَحْسِنْ مُجَاوَرَةَ مَنْ جَاوَرَكَ تَكُنْ مُسْلِمًا

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Komşularınla güzel geçin ki hakîkî Müslüman olasın.”

(Hadîs-i Şerîf, İhyâu Ulûmiddîn)

 

قِيلَ يَا رَسُولَ اللهِ مَا الْغِيْبَةُ قَالَ ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ

“Peygamber Efendimize,

‘Yâ Resûlallah, gıybet nedir?’ diye sordular. ‘Kardeşini (işittiğinde) hoşlanmayacağı şeyle anmandır’ buyurdular.

(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Ebû Dâvûd)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي الْوَحْدَةِ مَا أَعْلَمُ مَا سَارَ رَاكِبٌ بِلَيْلٍ وَحْدَهُ

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“İnsanlar, yalnız başına yolculukta benim bildiğim (mahzurlar)ı bilseydi hiçbir kimse yalnız başına gece yolculuk etmezdi.”

(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“(Güneş batıp) gece karanlığı yahut gecenin bir kısmı olduğu zaman, çocuklarınızı (dışarı) çıkarmayınız. Çünkü şeytanlar o sırada dağılır, faâliyete geçerler.

Yatsıdan bir saat geçince de (dışarıdaki) çocuklarınızı (eve) koyunuz. Ey mümin! O zaman kapını, Allâhü Teâlâ’nın ismini anarak (Bismillâhirrahmânirrahîm diyerek) kapat…”

(Tecrid-i Sarih terc.)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:


“Çocuklarınızı ve hayvanlarınızı, güneş batıp gecenin zifiri karanlığı geçene kadar dışarı bırakmayınız. Zîrâ şeytanlar, güneş batıp gecenin zifiri karanlığı geçene kadar (insanları ifsad etmek için) etrafa dağılırlar.”

(Sahih-i Müslim)


Ebû Saîd-i Hudrî (r.a.) anlatıyor:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) son hastalığında hutbeye çıkıp:

“Allâhü Teâlâ bir kulunu dünyada kalmak ile kendine kavuşmak arasında serbest bıraktı. O da Allâh’a kavuşmayı tercih etti.” buyurdular.

Hz. Ebûbekir ağlamaya başladı. Ben kendi kendime:

“Allâhü Teâlâ’nın bir kulu dünyada kalmak ile kendine kavuşmak arasında serbest bırakmasında ve onun da Allâh’a kavuşmayı tercih etmesinde ne var ki, Ebûbekir ağlıyor?” diye düşündüm. Meğer o serbest bırakılan kul, peygamberimiz imiş. Hz. Ebûbekir, bu sözle kasd edileni hepimizden daha iyi anlamıştı.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ebûbekir’in ağladığını görünce:

“Ey Ebûbekir! Ağlama. İnsanlar içinde malını ve canını benim için cömertçe harcayan sensin…” buyurduktan sonra Ebûbekir’in (r.a.) kapısından başka, mescide açılan bütün kapıların kapatılmasını emir buyurdular.

(Hadîs-i Şerîf)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا كَرِهْتَ أَنْ يَرَاهُ النَّاسُ مِنْكَ فَلَا تَفْعَلْ بِنَفْسِكَ إِذَا خَلَوْتَ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“İnsanların sende görmelerini istemediğin şeyi yalnız başına kaldığın zaman da yapma.”

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مِفْتَاحُ الْجَنَّةِ الصَّلَاةُ وَمِفْتَاحُ الصَّلَاةِ الْوُضُوءُ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı da abdesttir.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا تُظْهِرْ اَلشَّمَاتَةَ لِأَخِيكَ فَيَرْحَمُهُ اللهُ وَيَبْتَلِيكَ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Din kardeşinin başına gelen belâya sevinme! Zira Allâhü Teâlâ ona âfiyet verir de seni belâya uğratır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: تَعَلَّمُوا الْعِلْمَ، وَتَعَلَّمُوا لِلْعِلْمِ السَّكِينَةَ وَالْوَقَارَ، وَتَوَاضَعُوا لِمَنْ تَعَلَّمُونَ مِنْهُ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“İlim öğreniniz. İlim için huzur, sükûn ve vakar da öğreniniz. Kendisinden ilim öğrendiğiniz kimseye karşı mütevâzı olunuz.”

(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَخُونُهُ وَلَا يَكْذِبُهُ وَلَا يَخْذُلُهُ كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حَرَامٌ عِرْضُهُ وَمَالُهُ وَدَمُهُ اَلتَّقْوَى هَا هُنَا

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir; ona hıyânet etmez, ona yalan söylemez ve yardım etmekten kaçınıp onu yüz üstü bırakmaz. Bir Müslüman’ın namusu, malı ve kanı diğer Müslüman’a haramdır.

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

 

الَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَتَقَارَبَ الزَّمَانُ فَتَكُونُ السَّنَةُ كَالشَّهْرِ وَالشَّهْرُ كَالْجُمُعَةِ وَتَكُونُ الْجُمُعَةُ كَالْيَوْمِ وَيَكُونُ الْيَوْمُ كَالسَّاعَةِ وَتَكُونُ السَّاعَةُ كَالضَّرْمَةِ بِالنَّارِ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“(Zamanın bereketi azalıp) Sene ay kadar, ay hafta kadar, hafta gün kadar, gün saat kadar ve saat da kuru otun ateşte yanması kadar kısalmadıkça kıyâmet kopmayacaktır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خِدْمَتُكِ زَوْجَكِ صَدَقَةٌ

“Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ashab’dan bir hanıma şöyle buyurdular:

“Kocana hizmet etmen sadakadır.”

(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

 

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ هَجَّرَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَهَجَّرْتُ فَصَلَّيْتُ ثُمَّ جَلَسْتُ فَالْتَفَتَ إِلَيَّ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ اشِكَمَتْ دَرْدْ قُلْتُ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللهِ قَالَ قُمْ فَصَلِّ فَإِنَّ فِي الصَّلَاةِ شِفَاءً

"Ebû Hüreyre (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.) den anlattı:"

"Bir gün Peygamberimiz (s.a.v.) erken namaza kalktı. Ben de erken kalktım ve biraz namaz kıldıktan sonra oturdum. Peygamberimiz (s.a.v.) bana dönüp baktı ve: ‘Karnın mı ağrıyor.’ buyurdular. Evet! Yâ Resûlallâh! dedim. ‘Öyleyse kalk, namaz kıl. Çünkü namazda şifa vardır.’ buyurdular.”

(Hadîs-i Şerîf,Sünen-i İbn-i Mâce)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“İsrailoğulları’ndan üç kişi yolda yürürlerken şiddetli bir yağmura yakalandılar. Yakınlarında bulunan bir dağdaki mağaraya sığındılar. Dağdan büyük bir kaya parçası mağaranın ağzına yuvarlandı ve çıkışı kapattı. Bu hal karşısında aralarından biri diğerlerine;

– Allah için yapmış olduğunuz amellerinize bakın, onların hürmeti bereketine Allah’a dua edin. Umulur ki Allah Tealâ taşı aralar ve bu sıkıntıyı giderir, dedi.

Bunun üzerine içlerinden biri şöyle dua etti:

– Ey Allahım! Hayli yaşlanmış anne ve babam benim yanımdaydı. Bir de henüz küçük olan çocuklarım vardı. Onları geçindirmek için hayvan otlatırdım. Akşam yanlarına dönünce hayvanları sağar, çocuklarımdan önce anne ve babama içirirdim. Bir gün vaktinde gelemedim, geceye kaldım. Geldiğimde onları uyur buldum. Daha önce olduğu gibi hayvanlarımı sağdım. Onları uykularından uyandırmaya kıyamadım, elimde sütle başlarında bekledim. Bu arada çocuklar, açlıktan ayaklarımızın dibinde ağlaşıyorlardı. Anne ve babamdan önce onlara süt vermeyi uygun görmedim. Süt kabı elimde onların uyanmasını bekledim. Derken sabah oldu. Nihayet uyandılar, sütlerini içtiler. Ya Rabbi! Eğer bu amelimi senin rızan için yapmışsam, bize şu kapalı yerden bir yol aç da içine düştüğümüz şu sıkıntıdan kurtulalım, dedi.

Bunun üzerine mağaranın ağzını kapatan kaya biraz aralandı, fakat çıkılacak gibi değildi. Diğeri şöyle dua etti:

– Ey Allahım! Amcamın bir kızı vardı. İnsanlar içinde en çok sevdiğim o idi. Ondan benim olmasını istedim, kaçındı. Nihayet bir kıtlık senesinde sıkıntıya düştü, ihtiyaçları için bana geldi. Ben de kendini bana teslim etmesi karşılığında yüz yirmi altın vereceğimi söyledim. O da kabul etti. Sonunda ona sahip olacaktım. Tam isteğime kavuşacakken bana, ‘Ey Allah’ın kulu, Allah’tan kork. Nikâhsız olarak bana ilişme!’ dedi. Ben de hemen vazgeçip kalktım, o işten vazgeçtim. Altınları da ona bıraktım. Halbuki o en beğendiğim kişiydi. Ya Rabbi! Bunu sırf senin rızan için yapmışsam, içine düştüğümüz şu sıkıntıyı gider, bizi buradan kurtar, dedi.

Kaya biraz daha aralandı, fakat çıkılacak gibi değildi. Üçüncüleri ise şöyle dua etti:

– Ey Allahım! Ben ücretle işçi çalıştırıyordum. Ücretlerini verdim, fakat içlerinden biri ücretini almadan çekip gitti. Ben de onun payını kendi namına çalıştırıp işlettim. Birçok mal elde ettim. Uzun müddet sonra o işçi dönüp geldi ve ‘Allah’tan kork! Hakkım olan ücretimi ver!’ dedi. Ben de ‘Şu gördüğün deve, koyun, inek, hayvan sürüleri ve köleler senindir. Hepsini al götür.’ dedim. Adam hayret edip, ‘Allah’tan kork! Benimle alay etme!’ dedi. Ben de, ‘Seninle alay etmiyorum. Gerçekten onlar senindir, al götür.’ dedim. O da hiçbir şey bırakmadan hepsini sürüp götürdü. Ey Allahım! Eğer ben bu amelimi senin rızan için yapmışsam, şu içine düştüğümüz sıkıntıdan bizi kurtar, dedi.

O zaman kaya tamamen açıldı, adamlar mağaradan yürüyerek çıktılar.”

(Buharî; Müslim; Ahmed b. Hanbel)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا اَحَبَّ اَحَدُكُمْ أَنْ يُحَدِّثَ رَبَّهُ فَلْيَقْرَأْ اَلْقُرْآنَ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Biriniz Rabbiyle konuşmayı sever (ister)se Kur’ân-ı Kerîm okusun.”

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا رَأَى أَحَدُكُمْ مِنْ نَفْسِهِ أَوْ مَالِهِ أَوْ أَخِيهِ مَا يُعْجِبُهُ فَلْيَدْعُ بِالْبَرَكَةِ، فَإِنَّ الْعَيْنَ حَقٌّ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Sizden biri kendinde, malında veya kardeşinde hoşuna giden bir şey görürse ona (mâşâallah, Allah mübarek etsin gibi) bereketle dua etsin. Çünkü nazar haktır.”

(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ebû Ya‘lâ)

 

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: حُجِبَتْ النَّارُ بِالشَّهَوَاتِ وَحُجِبَتْ اَلْجَنَّةُ بِالْمَكَارِهِ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ اَكْرَمَ اَخَاهُ فَاِنَّمَا يُكْرِمُ اللهَ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kim mü’min kardeşine ikrâm ederse, Allâhü Teâlâ’ya hürmet etmiş olur.”

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

“ Allahümme kema ereytena evvelehü ferina ahirahü “

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve selleme Turfanda meyva getirildiğinde gözlerine ve dudaklarına kor şöyle Dua ederlerdi:

“Ya Rabbi bize, evvelini ( ilkini ve önünü ) gösterdiğin gibi sonunu da göster” derdi. Yanında çocuklar varsa onlara verirdi.”

(Hadîs-i Şerîf, Hz. Enes r.a.)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَتِمُّوا الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“(Namaz kılarken) Rükû ve secdelerinizi tam yapınız.”

(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: زُورُوا الْقُبُورَ فَإِنَّهَا تُذَكِّرُكُمْ اَلْآخِرَةَ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabirler size âhireti hatırlatır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ وَلَكِنَّ الْوَاصِلَ اّلَّذِي إِذَا انْقَطَعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Ziyârete gelene, iyilik ve ihsanda bulunana aynı şekilde iyilik ve ihsan eden hakîkî sıla-ı rahim yapan değildir. Esas sıla-i rahim yapan, karşı taraf alâkasını kestiği hâlde onu ziyâret eden ve ihsanda bulunandır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:
Beş şeye bakmak göze cila verir:
1- Kabeye bakmak,
2- Mushafa bakmak,
3- Ana babanın yüzüne bakmak,
4- Âlimin yüzüne bakmak,
5- Akarsuya bakmak.

(M. Ç. Yâr-i Güzin)


قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا خُفِيَتِ الْخَطِيئَةُ لَمْ تَضُرَّ إِلَّا صَاحِبَهَا وَإِذَا ظَهَرَتْ فَلَمْ تُغَيَّرْ ضَرَّتِ الْعَامَّةَ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Günahlar gizli yapıldığı zaman sadece yapana zarar verir. Açıktan işlenip de mâni olunmadığı zaman herkese zarar verir.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

 

أَبُو بَرْزَةَ قَالَ قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللهِ عَلِّمْنِي شَيْئًا أَنْتَفِعُ بِهِ قَالَ اِعْزِلْ اَلْأَذَى عَنْ طَرِيقِ الْمُسْلِمِينَ

“Ebû Berze (r.a.) dedi ki: ‘Yâ Resûlallâh! Bana faydalanacağım bir şey öğretiniz.’ dedim.

‘Müslümanların yolundan onlara eziyet veren şeyi kaldır.’ buyurdular.”

(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا نَظَرَ أَحَدُكُمْ إِلَى مَنْ فُضِّلَ عَلَيْهِ فِي الْمَالِ وَالْخَلْقِ فَلْيَنْظُرْ إِلَى مَنْ هُوَ أَسْفَلَ مِنْهُ

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Sizden biriniz mal ve yaratılış husûsunda kendisinden üstün olan kimselere baktığı zaman (üzülmesin), hemen hâli kendinden aşağıda olanlara baksın.”

(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Sizden biriniz mal ve yaratılış husûsunda kendisinden üstün olan kimselere baktığı zaman (üzülmesin), hemen hâli kendinden aşağıda olanlara baksın.”

(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Erkeklerin saflarının en hayırlısı (sevabı en çok olanı ve faziletlisi) ilk saftır. Sevabı en az olanı da son saftır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

“Hz. Sa’d bin Ebî Vakkâs (r.a.) dedi ki: "

"Uhud harbinde Resûlullâh’ı (s.a.v.), beyaz elbiseli iki kişi (Cebrâîl ve Mîkâîl) ile beraber gördüm. Onlar Resûlullâh namına Âdemoğullarının en şiddetli savaşları gibi harb ediyorlardı. Ben, bu iki kişiyi Uhud’dan önce de sonra da görmedim.”

(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Bir köy veya sahrada üç kişi birlikte bulunur da namazı cemaatle kılmazlarsa, şeytan onları kuşatıp yener. Öyleyse cemaate devam ediniz. Muhakkak ki sürüden ayrılan koyunu, kurt yer.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem Said El hudriden Rivayetle buyurdular:

Kim " Rab olarak Allah'ı, Peygamber olarak Muhammed'i (sallallahü aleyhi ve sellem) ve din olarak İslamiyeti seçip, razı oldum, derse günahları bağışlanır.

(Hadis-i Şerif Müslim)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Rıdvan Biatı’nda ağacın altında bey’at etmiş olanlar Ashab-ı Şecere’den hiç kimse ateşe girmez” buyurdu.

(Ebu Davud 4653, Tirmizi 4113, Müslim 2496/163)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular: ‘Uhud harbinde ne tarafa baktımsa orada Ümmü Ümâre’yi (Nesîbe hatun) beni müdafaa için harbederken gördüm.”

(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Hacer, Fethu’l-Bârî)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Hasta iken vefat eden şehit olarak ölür, kabir azabından korunur ve kendisine sabah ve akşam rızkı cennetten gelir.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kişi, bildikleriyle amel etmedikçe hakîki âlim olamaz.”

(Hadîs-i Şerîf, İhyâu Ulûmiddîn)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Hâlid bin Velîd ne güzel bir kuldur. O, Allâhü Teâlâ’nın kılıçlarından bir kılıçtır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Yalan, rızkın azalmasına; maişet (geçim) sıkıntısına sebep olur.”

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Cesur olun ve ticaret yapın. Rızkın onda dokuzu ticarettedir.”

(Hadîs-i Şerîf)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Ey insanlar! İlim öğreniniz. Kim de ilim öğrenirse hemen onunla amel etsin.”

(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

Beş şeyden önce, beş şeyin kiymetini bil!
1- İhtiyarlıktan önce gençligin,
2- Hastalıktan önce sağlığın,
3- Meşguliyetten önce boş vaktin,
4- Fakirlikten once zenginliğin
5- Ölmeden önce hayatın kıymetini bil!

(Ebu Nuaym)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Sizden birinizin başına bir bela yahut dünya işlerinde bir sıkıntı geldiğinde Rabbinin onu kurtaracağı bir duâyı öğreteyim mi?” Sahabe:

“Evet” dediler.

“O, Zünnûn (Hz. Yûnus aleyhisselam)ın duâsıdır: ‘Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn.”

(Tirmizî)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“İyi bil ki, muhakkak Allâh’ın yardımı, sabır ile beraberdir.

(Feyzu’l-Kadîr)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

Bir kişinin bütün sözlerinde inşaAllah demesi, onun imanının kemalindendir.

(Taberani)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:Hz. Sa’d bin Ebî Vakkâs (r.a.) kendisine yaklaştığı zaman

‘İşte bu benim dayımdır. Haydi, böyle dayısı olan biri varsa göstersin.’ buyurdular.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Biriniz insanlara imam olduğu zaman, (namazı) hafif tutsun (uzatmasın). Zîrâ, onların arasında çocuk, ihtiyâr, zayıf ve hasta olan vardır. Tek başına kıldığı zaman ise, dilediği kadar uzatsın.”

(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Bir Müslüman hasta bir Müslüman’ı sabah ziyaret ederse, yetmiş bin melek akşama kadar ona istiğfar eder. Akşam ziyaret ederse, yetmiş bin melek sabaha kadar ona istiğfar eder ve Cennet’te kendisine bir bahçe ihsan edilir.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Kendin için sevip arzu ettiğini, insanlar için de sev!”

(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Allâhü Teâlâ’nın, en sevmediği helâl, talak (boşamak)tır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Evleniniz, boşamayınız. Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ zevklerine çok düşkün erkekler ile zevklerine çok düşkün kadınları sevmez.”

(Hadîs-i Şerîf)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim bir mecliste oturur ve orada bir sürü faydasız ve mânasız sözlerle vakit öldürür de, o meclisten kalkmadan önce, Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke: Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim, derse, o mecliste yapmış olduğu hataları bağışlanır.”

(Hadîs-i Şerîf -Riyazussalihin -829 veya 833 - Tirmizi)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

"Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur."

(Ebû Dâvud, Et'ime 49, Buhârî, Tıbb 58, Bed'ü'l-Halk 14; İbnu Mâce, Tıb 31, Nesâî, Fera' 11)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.

(Hadîs-i Şerîf, İbni Neccar)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“En fazîletli zikir ‘Lâ ilâhe illallâh’, en faziletli dua da ‘Elhamdülillâh’dır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kim yetmiş bin defa ‘Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh’ derse cehennem ateşine müstehak olsa da Allâhü Teâlâ onu cennete koyar.”

(Hadîs-i Şerîf)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

"Yeryüzündeki suların en hayırlısı Zemzem suyudur. Onda doyuru­cu bir gıda ve hastalıklara karşı şifa vardır."

(Hadîs-i Şerîf - îbni Abbas 3:489, Hadîs No: 4077)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

"Zemzem açlar için gıda, hastalar için şifadır."

(Hadîs-i Şerîf - Ebû Zer - 4:64, Hadîs No: 4561)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

"Zemzem suyu hangi niyetle içilirse ona yarar: Şayet şifa niyetiyle içersen, Allah sana şifâ verir, kötülükten korunmak için içersen, Al­lah seni korur, susuzluğunu gidermek için içersen, Allah susuzluğu­nu giderir. Karnım doyurmak için içersen, Allah seni doyurur. ..."

(Hadîs-i Şerîf - îbni Abbas 5:404, Hadîs No: 7760)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Elbiselerinizi yıkayınız, saçınızı-sakalınızı kısaltınız, misvak kullanınız, (güzel giyinerek) süsleniniz, bedeninizi (kirlerden temizleyerek ve güzel kokular sürerek) temiz tutunuz…”

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

Abdullâh bin Mesûd (r.a.)Peygamber Efendimizden Rivayet Ettiki:

“Biz Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yanında yemek yerken yemeğin Allâh’ı tesbih ettiğini (Sübhânallâh dediğini) işitirdik.” dedi.

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Benim birçok ismim vardır: Ben Muhammed’im, ben Ahmed’im, ben Mâhî’yim ki Allah benimle küfrü mahvedecektir.”

(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Muhakkak ki hayâ ve îmân birbirlerine bağlıdır. Biri kaldırıldığı zaman, diğeri de kaldırılır.”

(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-Îmân)

Peygamber Efendimize Sarımsak haram mıdır? Ey Allah’ın Rasûlü! diye sorunca

“Hayır fakat ben kötü kokusundan dolayı hoşlanmam. Cebrail ile Konuşuyor olmasaydım, ben dahi yerdim ” Buyurdular.

(Hadîs-i Şerîf)




Ubeydullah b. Ebî Yezîd (r.a.)’in babasından rivâyete göre, Ümmü Eyyûb ona şöyle anlattı: “Rasûlullah (asm), Medîne’ye hicret edip geldiğinde onlara misafir olmuştu. Rasûlullah (asm), için içersinde bu (soğan, sarımsak) sebzelerinin bulunduğu ağır bir yemek yaptılar. Rasûlullah (asm), o yemekten hoşlanmadı ve ashabına:

"Siz o yemekten yiyin. Ben sizden biri gibi değilim ben yanımdaki melek arkadaşımı o koku ile rahatsız edip incitmekten endişe ederim.”

(Müslim, Eşribe 31; İbn Mâce, Etıme 59)



Ubeydullah b. Ebî Yezîd (r.a.)’in babasından rivâyete göre, Ümmü Eyyûb ona şöyle anlattı: “Rasûlullah (asm), Medîne’ye hicret edip geldiğinde onlara misafir olmuştu. Rasûlullah (asm), için içersinde bu (soğan, sarımsak) sebzelerinin bulunduğu ağır bir yemek yaptılar. Rasûlullah (asm), o yemekten hoşlanmadı ve ashabına:

"Siz o yemekten yiyin. Ben sizden biri gibi değilim ben yanımdaki melek arkadaşımı o koku ile rahatsız edip incitmekten endişe ederim.”

(Müslim, Eşribe 31; İbn Mâce, Etıme 59)



Ebû Ziyâd Hıyâr İbnu Seleme anlatıyor: "Hz. Âişe (radıyallahu anhâ)'ya soğan hususunda sordum. Şu cevabı verdi.

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın en son yediği yemekte soğan vardı."

(Ebû Dâvud, Et'ime 41, no: 3829)



Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

‘Sarmısak ya da soğan yiyen bizden ayrı dursun’ buyurdu.”

(Hadîs-i Şerîf)



Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Soğan ya da sarmısak yiyen, mescidimizden uzak dursun, evinde otursun.”

(Buhari, Fethu’l-Bari 2/339)



Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Soğan, sarmısak ve pırasa yiyen mescidimize yaklaşmasın. Çünkü melekler, Âdemoğlunun rahatsız olduğu şeyden rahatsız olur.”

(Müslim 1/395)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Bir kimse başka birini (Allah için) arkadaş edinmek istediği zaman, ismini, babasının ismini ve kimlerden olduğunu sorsun (onunla tanışsın). Böyle yapmak, aralarında muhabbeti daha da arttırır.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Ey insanlar! Amellerinizi ihlâs ile (sadece Allah rızası için) yapınız. Zira Allâhü Tebâreke ve Teâlâ ancak kendisi için ihlâsla yapılan amelleri kabul eder.”

(Hadîs-i Şerîf, Mecmau’z-Zevâid)

Ebu Hureyre r.a dan Resulullah s.a.v şöyle buyurdu :

“ Herhangi biriniz hades ettiğinde - abdest alıncaya kadar - namazı kabul edilmez.”
Hadramavt’ten bir adam Ebu Hureyre’ye : Hades nedir ? Ya Eba Hureyre, dedi. Ebu Hureyre : Sessiz veya sesli yellenmektir, dedi.

(Hadîs-i Şerîf)

-------oOo-------

Ali b. Ebi Talib r.a dan Resulullah s.a.v şöyle buyurdu :

Gözler makadın bağıdır. Herkim uyursa abdest alsın.

(Hadîs-i Şerîf)

-------oOo-------

Katade dedi ki : Enes’ten işittim, şöyle diyordu :

Resulullah s.a.v’in ashabı uyurlardı da sonra abdest almadan namaz kılarlardı.

(Müslim : 1.c.376/125.n – Tirmizi : 1.c.78.n – Ebu Davud : 1.c.200.n)

-------oOo-------

Abdullah ibn Ömer r.a şöyle tahdis etti :

Resulullah s.a.v bir gece yatsı namazından alıkonuldu. Bu sebeple namazı o kadar geriye bıraktı ki bizler, mescidde uyuduk, sonra uyandık, sonra tekrar uyuduk, yine uyandık. Daha Resulullah s.a.v yanımıza çıktı. Ve şöyle buyurdu : Bu gece yeryüzü ahalisinde sizden başka bu namazı bekleyen hiç kimse yoktur.

(Buhari : 2.c.631.s – Müslim : 2.c.639/221.n – Ebu Davud : 1.c.199.n)

-------oOo-------

Enes r.a şöyle dedi :

Resulullah s.a.v’in ashabı yatsı namazını beklerken - oturdukları yerde - uyurlar bu sebeple başları önlerine düşerdi. Sonra kalkar abdest almadan namaz kılarlardı.

(Ebu Davud : 200.n - Müslim : 1.c.376/125.n - Beğavi : 216-el-Mesabih)

-------oOo-------

Ebu Hureyre r.a den Resulullah s.a.v şöyle buyurdu :

"Gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz."

(Ahmed : 2/251- 438 - İbni Hibban : 2124-el-İhsan - Albani : 3000- S. Cami)

Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem

"Müminin yanina varan hicbir şeyinden istifade etmesede en azindan misk kokusundan istifade eder." buyurdular.

(Hadîs-i Şerîf)

-------oOo-------

Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem

“İyi kimselerle arkadaşlık yapan güzel koku satanın yanında bulunan ve o güzel kokudan istifade eden birine benzer.” buyurdular.

(Hadîs-i Şerîf)

-------oOo-------

“Temiz, faydalı iyi bir arkadaş, misk satan kimseye, kötü arkadaş da körük sallayan bir demirciye benzer. Misk satan kimseden sana zarar gelmez, bilakis ondan misk satın almak veya koklamak gibilerle yararlanabilirsin. Demirciye gelince, elbiseni yakmak veya kötü bir koku allmak gibi ancak zarar alırsın.”

(İmam Suyuti; Camiu’s Sağir Ve Tercemesi / Üstün Ahlak)


-------oOo-------

Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Kişi arkadaşının dini üzeredir. Kiminle arkadaşlık yapıyorsunuz ona bakın.”

(Hadîs-i Şerîf)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Öğretiniz, kolaylaştırınız ve zorlaştırmayınız. Biriniz öfkelendiği zaman hemen sussun.”

(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz.”

(Ahmed b. Hanbel, I, 239.)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

Receb ayının birinci günü oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruç tutmak iki senelik, üçüncü günü oruç tutmak bir senelik, sonra diğer her bir günde oruç tutmak ise bir aylık (küçük) günaha keffârettir.

(Hadîs-i Şerîf, Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ramazan ayından başka sadece Receb ve Şaban aylarının tamamında oruç tutmuştur.

(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Recep ayının başlangıcında Peygamberimizin şöyle duâ ettiği rivayetler arasında yer almaktadır:

"Allahümme barik lenâ fi Recebe ve Şa'ban. Ve belliğnâ Ramazân."

“Ey Allah’ım! Recep ve Şabanı bize mübârek kıl, bizi Ramazana kavuştur.

(Hadîs-i Şerîf Ahmed b. Hanbel; Müsned, I/259 beyhaki şuabul iman 3/375 ; ebu neim,hilye 6/269 ; bezzar,müsned , 1/285)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Muhakkak zaman Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Sene oniki aydır. Onlardan dördü haram aylarıdır. Bunlardan üçü peşpeşedir: Zilkade, Zilhicce, Muharrem, bir de Cemâziyel-âhir ile Şaban ayları arasında olan ve Mudar Kabilesi’nin ayı Recep’tir.”

(Hadîs-i Şerîf Buhârî, Ehâdî, 5, Tevhid, 24; Müslim, Kasâme, 29; Ebû Dâvud, Menâsik, 67; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/37, 73)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Receb ayı Allah’ın ayı, Şaban ayı benim ayım, Ramazan ayı da ümmetimin ayıdır.”

[Beyhâkî, Fedâilü’l-Evkât; İbn Hacer el-Askalânî, Tebyînu’l-‘Aceb; Suyûtî, Tefsîru’l-Kur’ân]


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.”

(Camiu-s sağir)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.

[Gunye]


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Recep ayında sevaplı ameller kat kat sevaplandırılır . Günahlar da kat kat cezalandırılır. ”

(Hadis-i Şerif)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir.

[Miftah-ül-cenn e]


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kim takva üzere Recep ayında bir gün oruç tutarsa, o oruç dile gelir ve Ya rabbi bu kulunu afv-ı mağfiret eyle diye niyazda bulunur.”

(Hadis-i Şerif Ramuz El –Ehadis )


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Muhakkak insanların en cimrisi selam vermekte cimrilik edendir. İnsanların en âcizi de duâ etmekten âciz olandır.”

(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-Îmân)

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Kabirdeki ölü, denizde boğulmak üzere iken yardım isteyen gibidir; Babasından, anasından, kardeşinden veya arkadaşından kendisine gelecek duâyı bekler. Duâlar kendine ulaşınca, dünyânın ve içindekilerin kendisinin olmasından daha çok sevinir.”

(Kenzü’l-Ummâl)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Belâya uğramış birini gören kimse ‘Elhamdü lillâhillezî âfânî mimmebtelâke bihî ve faddalenî alâ kesîrin mimmen haleka tefdîlâ’ derse yaşadığı müddetçe ne olursa olsun bu belâdan âfiyette olur.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Mushaf-ı Şerîf’e bakmak, âyetlerini tefekkür etmek ve acaibatından (insanı hayretler içerisinde bırakan yerlerinden) ibret almak sûretiyle gözlerinize ibâdetten nasîbini verin.”

(Hadîs-i Şerîf, Hakîm-i Tirmizî, Nevâdiru’l-Usûl)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

“Allah’tan çekinin ve marufu emredip münkerden nehyedin. Bile bile bana yalan nisbet etmeyin. Kim bunu yaparsa ateşteki yerini hazırlasın.”

(Hadis-i Şerif)

 

<<<OoO>>>

 

 

 

karoglandesign

Unbenanntes Dokument
AYNELYAKIN ©2009-2014 Design Karoglan
Unbenanntes Dokument

AraBul-TopList4 Türkboardlari-TOPLiST4 TopList-Karoglan-4 TOPLIST TOPLIST

karoglandesign